Deplasman Otobüsü !!!
Deplasman Otobüsü - Senin Peşinde Yollar Bize Memleket
efsane
- Gücüne Güç Katmaya Geldik - Çıkış Öyküsü
Birgün eskilerden Özer Özçetin abi bana bir şiir yollamıştı özel mesaj yoluyla, bende jest olsun diye onun farklı şiirlerinden, yazılarından mısralar alarak topladım birleştirdim ve ona söyledim şairlerde..
Sevdalı yüreklerde beyaz sürgünler, halayla türkülerle sevdi bu kalpler, yıldızlar tutuştu siyah beyazla, marşlarımız ağlasın kartal aşkıyla, barbaros meydanında dün gibi sevdan, derin bir nefes çektik abbasağadan, beşiktaş sen bizim herşeyimizsin, seni seni çok seviyoruz özer özçetin…diye (melodisi:seninle ağladık senle güldük biz, sevdamız uğruna canlar verdik biz…) diye söyledim..
Aradan 2-3 ay geçti Suaviyi çok severim, bir gün tükenme yi dinlerken bu sözleri şarkıya uyarladım, tam şarkıya uymuyor az değiştirerek melodiyi aşağıdaki sözleride ben ekledim:
”Bir umudum sensin anlıyormusun
Hayat yaşanmıyor ki senle olmadan…
Gücüne güç katmaya geldik,
Formanda ter olmaya geldik,
Beşiktaş seninle ölmeye geldik..”
Bu dizeleri ben yazmış oldum. Sonra bunu Suavi’ ye söyledim, bir gs maçı öncesi şairlere gelmişti Eşber abiyle beraber…
Gerçektende fenerlilerin, galatasaraylıların, taraflı tarafsız herkezin çok beğendiği Beşiktaşımıza, Beşiktaşlılığa yakışan bir beste ortaya çıkmış oldu..Demek istediğim gibi sonuçta kimin yaptığı, kimin adıyla adıldığı vb..önemli değil..Mesela tribünle ilgisi olmayan herkez Birolcan’ın sanıyor olsun, emeğe saygı için belirtsek sanki isim yapmış gibi oluyor o da olsun..Bu yüzden çok soğuk kaldım hep..
Birimiz hepimiz, hepimiz Beşiktaş için..Sen, ben yok Beşiktaş var sonuçta.. .Herkese sevgiler..
İşte böyle dostlar, bestenin hikayesi bu.
Uğraş Polat Şahin ‘den alıntıdır.

- Nevizade Geceleri - Çıkış Öyküsü henüz 2007-2008 sezonu başlamamıştır ki o kavurucu yaz sıcağında Çanakkale’ye basketbol Türkiye kupası maçlarına niyet edilir bir grup “peşinde” tarafından. istanbul’dan yola koyuldukları “yenik serçedes” ile deplase olmaya çabalayan grup can sıkıntısından kendi aralarında ki sohbetlerden alıp harmanlayıp geliştirdikleri sözleri bir beste haline getirirler.olur mu olmaz mı sorgusalları içerisinde video kaydı yapılır ve besteyi taşırlar istanbula. melodisi daha önce bir çok kez kullanılmış olsa da grubu pek rahatsız etmez bu durum. zaten sözleriyle hayatlarımızın bizzat içinden hayatın bizzat kendisindendir beste.. güzel marmara gecelerinde söyledik, karanlık istiklal caddesinde söyledik, meyhane köşelerinde söyledik ama hiç bu besteyi tribüne taşımak düşünülmedi. sanki sadece dertlerin her şaha kalkışında avaz avaz haykırmamız için vardı o artık. hem o bize, hem de biz ona alıştık baya zamanla.. günler gelir geçer ve sezonun ilk devresi biter. devre arası hazırlık maçı koyulur. e bizimde epey bir hazırlanmaya ihtiyacımız vardır zaten. rakip club brugge… iş günü, hava buz gibi soğuk, yağmur var ve maç 20:00′da olmasına rağmen işi gücü olmayan tuhaf bir grup insan yine sabah vakti mecidiyeköy’de aynı mekanda toplanmaya başlar. hava kararıpta kafalar güzelleşmeye başlayınca en uç masada ki insanların dudaklarından dökülmeye başlar mevzu bahis beste. ilk halinden biraz farklı bir versiyondur bu kez dillendirilen. artık biraz daha acılıdır biraz daha isyankardır. etraf masalara hızla yayılan bu beste’nin şahsı da ne olduğunu anlayamadan kendini kapalı göbek’te bulur.. önemli olan tek bir şey vardı aslında. o da; ne? nasıl? niçin? nerde? ne zaman? kim? vb. sorular gözetmeden herkesin bu besteyi sahiplenmesiydi ve kendiyle özdeştirmesiydi. yani olması gereken şekilde oldu her şey kısacası.. evet bu kapalı göbekte söylenebilecek biçimde bir beste değil belki de ama güzel marmara gecelerinde avaz avaz haykırılmaya devam edecek. ne o bizi, nede biz onu terketmeyeceğiz.. insan kaderini terkedebilir mi ki..? önce dinle şık şık şık.. giden her sevgilinin ardindan yürüyoruz sessiz ve kederli boşuna çekilmedi bunca çile zaten aşklar hep yalan dolan cim bom bom’um istanbulda deplasmanda *alıntıdır
hep biz olduk el sallayan
haykirsak duyarlar mi sesimizi
hangi sevdadan galip çiktik ki
nevizade geceleri
inletiyoruz hep çikişinda
istiklal caddesini
içiyoruz gündüz gece
haykirdik ama duymadi hiç kimse
peşindeyiz her yerde
sonu hep aci hüsran
bize her sevdadan geriye kalan
sadece galatasaray
cim bom bom’um
canim feda olsun sana
hiç bir şeye değişilmez
senin sevgin bu dünyada
yağmurlarda çamurlarda
kimim var ki senden başka
cimbombomum sen çok yaşa
- İsyan Marşı - Çıkış Öyküsü Off of!.. İşyerindeyim yine… Acaba hangi şantiye de montaja erken başlayacağız. 60*60 kolonlarının imalatı yetişecek mi? Bu gibi sorularla boğuşurken, işyerinin gürültüsünün arasında aklıma her zamanki gibi Göztepe’mizin tezahüratları geliyor. Başlıyorum mırıldanmaya… “Yeter artık vereceğiz bu çileye son bu sene sensin şampiyon, haydi bastır Şanlı Göztepe’miz” diye söylerken bir yandan da masaya vurarak tempo tutuyorum. O an kendimi statta, tribünlerde düşünüyorum; her zaman ki gibi sonsuz bir destek verdiğimizi hayal ederek. Ve o anda kafamda bir fikir beliriyor. Bizim bir Liverpool taraftarlarının olduğu gibi, bir Celtic taraftarlarının olduğu gibi kendimize özgü bir marşımız olsa, bütün stat aynı anda ayakta, atkılar açılmış vaziyette gencinden yaşlısına, fanatiğinden sosyetesine kadar herkesin hep bir ağızdan aynı anda söylediği bir marşımız olsun. Bu fikri hayal ediyorum sonra da bir “vuhhhhhhhh” çekiyorum. Bu düşüncenin ortaya çıktığı zaman 2004–2005 sezonun sonlarına doğru gelmekteydik. Göztepe’miz 2.Lig B grubunda küme de kalma mücadelesi verirken bir yandan yaşanan yönetimsel kargaşa bizleri iyice karamsarlığın içine hapsediyordu. Güzel günler çok uzaktaydı. Hafta sonu her zamanki ibadetimiz olan Göztepe’mize destek vermek için stadın yolunu tutarken önce Deniz’in (Kabuslutuzak) evine uğramıştım. Deniz hazırlığını yaparken ben ona bu marş konusu açmaya başladım.”Başkan düşün hayal et Atatürk stadındasın tribünler tıklım tıklım dolu, herkes ayakta full atkılar açık 60 000 kişi hep bir ağızdan Göztepe Taraftar Marşını söylüyor” dedim. Onunda ilk tepkisi “wuhhhhhhhh” oluyor ve arkasından “tribe soktun beni, ya kötü günde biz hala bu tür fikirler üretebiliyorsak iyi günde düşünemiyorum neler yaparız” diye söylüyor. O aralar biz de beste yazma da usta arkadaşlarımızdan Sedat (KsT_SuC) ile Sinan (Oragnis) yeni besteleri tribünümüze kazandırıyorlardı. Sedat kardeşim o sıralar İstanbul’da üniversite eğitimini tamamlıyordu. Yaptığı ilk besteyi ya sms ile bana gönderir ya da kendisi arayarak telefonda söylerdi ve sonra bana nasıl olmuş diye sorardı. Benim beste yapma konusunda bir yeteneğim olmadığı için bu konuda üstat olmuş bu iki kardeşime de konuyu açtım. O aralar hem tribünsel organizasyonlar olarak hem de yönetimsel kötü gidişat yüzünden bu fikir biraz unutulmaya yüz tutmaya başlamıştı. Ama tarih 21.Temmuz 2005’i gösterirken Can (Comandante) kardeşimiz o tarihe geçecek olan “İsyan Marşı’nın ortaya çıkmasına sebep olan “Göztepe Taraftar Marşı” isimli konu başlığınıhttp://www.yali.org adresimiz deki forum bölümüne açtı. İşte o konu başlığında ki bazı mesajlar Comandante: Hem yaşadığımız bu kötü günleri içeren duygu yüklü bir marş,seneler sonra kemikleşip simge haline gelebilecek bir marşımız olsa.. Real: Evet, bir tane Göztepe Marşı olmalı herkesin küçük büyük genç yaşlı sosyete kapalının sağının herkesin ayakta olup tek bir ağızdan söylediği. Tıpkı Celticlerin olduğu gibi tıpkı Liverpoollar gibi. Düşünün maç başlamadan önce tüm stat ayakta hep bir ağızdan Göztepe marşı söylüyor. Bu marşın melodisi kolay canlı ama hiç kimseyi yormayacak şeklinde olmalı. İçeriğinde küfür yerine bizi anlatan şanımızı anlatan güzel cümleler olmalı efsane yaratılmalı KsT_SuC: Fırat sen ne melodi beğeniyorsun ne de söz… Yok, bu acıklıymış yok kılmış yaşlı söylemezmiş… Karlı kayın bence de güzel, plase olarak da Uğurlar olsun melodisi diyorum. wolkan35: Grup yorum un uğurlama da düşünülebilir ama Sinan kardeşim fıtri zekâsını çalıştırıp karlı kayın ı uyarlarsa bizimde sadece kendimizin söylediği marşımız olur hem de bu kötü günlerde 10 numara olur. Real: Karlı Kayınla daha önce başka takımın tezahürat yaptığını pek hatırlamıyorum. En uygun melodi karlı kayın. Sedat çektiğim her dumanı beğenmedim mi? Kardeşim bu Göztepe Marşı genel olacak öle ölüm arabesk keder dert içerikli olmaması lazım ben ondan beğenmiyorum Oragnis: Beklentilerinizi karşılayacak bir beste üzerinde çalışıyorum az daha sabredin tarihe geçecek inşallah…Dedikten sonra konuya Sinan ve Mehmet Emin (Memet_35) başta olmak üzere bütün tayfa katılarak o tarihi marşı yazmaya başladık. Büyük elemeler sonucunda 11 kıtalık bir isyan marşı ortaya çıktı.11 kıtanın fazla olduğu konusunda anlaşmaya vardıktan sonra İsyan Marşının 5 kıtaya indirilmesine karar verdik. Peki, bu 5 kıta hangileri olacak? Bunu belirlemek için 6 Eylül 2005 Salı günü Satrançta toplanmaya karar verdik. Satranç dediğimiz mekân bizlerin her Salı toplanıp muhabbet ettiği klüp binamızın denize bakan kısmın önündeki çimlerin üstünde beton taşlar tarafından oluşturulmuş küçük bir yerdir. Salı günü satranca gitmeden önce Cenk’in (Wonderwalker) işyerine uğrayıp oradan beraber Güzelyalı’ya geldik. Güzelyalı’da pastaneden 4 kilo baklava ve kola alıp satranca geldik. Satranç yine tarihi kalabalık günlerinden birini yaşıyordu. Deniz 11 kıtanın yazılı olduğu kâğıtla satrancın ortasına geçip mısraları okumaya başladı. Mısralar okundukça biz aralarından en güzellerini seçip o muhteşem marşın kıtalarını ortaya çıkarmaya başladık. En sonunda karşımıza o muhteşem dizeleri şu şekilde sıralayıp “İsyan Marşımı” ortaya çıkardık. İzmir’in sokaklarında Sarın güneş gibi olsun 1925’te O günlere inanarak Söyle isyan marşımızı Kalksın eller 3’lü için İsyan Marşımızı ortaya çıkardıktan sonra hep beraber ayağa kalkarak yüksek sesle bu muhteşem marşı söylemeye başladık. Güzelyalı’nın olağan sessizliğini bizim söylediğimiz İsyan Marşıyla bozulmaya başladı. Satrancın üstünde bir yumak halinde olan yüzlerce Göztepelinin hep bir ağızdan “İsyan Marşını” söylemesine çevreden gelip geçenler o an bir anlam veremiyorlardı. Son kıtaya geldiğimiz de yüzlerce el göğe doğru yükselmişti.”Son nefesi verir gibi, Şahadet getirir gibi” dedikten sonra çekilen 3’lü ve birbirimize sarılarak daha çok haykırmamız görülmeye değerdi. O gün orada Göztepe için bir tarih yazmıştık. Gece forumda açılan “Alayına İsyan Marşı” başlığına olumlu mesajlar yağmaya başlıyordu. Herkes böyle mükemmel bir marşa sahip olduğu için gurur duyuyordu ve bir an önce stada söylemek için can atıyordu. Artık 2005–2006 sezonun başlamasına sayılı günler vardı. İlk maçımız Ankara Deplasmanında Keçiörengücüspor ile oynayacaktık. Göztepe’miz tarihinde ilk defa 3.lige düşmüştü. Tarihler 11 Eylül 2005’i gösterirken Ankara’ya Güzelyalı’dan 2 otobüs taraftarla Göztepe’mizi desteklemeye gittik. Maça her zaman santra düdüğü ile beraber omuz omuza tezahüratını söylemek yerine İsyan Marşı ile başlayacaktık. Keçiörengücü taraftarı takımlarına tezahüratlar ile desteklemeye başlamışlardı. Biz orada olan 140 kişi o anın gelmesini beklemedeydik. Hakemin düdüğü ile beraber atkılarımızı göklere doğru kaldırarak o muhteşem marşımızı söylemeye başladık. Stada Göztepe’mizi desteklemeyen tüm kardeşlerimiz bütün nefesiyle İsyan Marşını söylüyordu. Takımını destekleyen Keçiörengücü taraftarı affalamaya başlayıp tezahüratlarını keserek “İsyan Marşımızı” dinlemeye başladılar. Ankara’da Göztepe sesleri yankılanıyordu. Kalecimiz Cenk arkasını dönerek tribünümüzü izliyordu. Rakip takım taraftarından, futbolculara kadar herkes çok etkilenmişti. İşte o günden sonra “İsyan Marşı” fırtınası tüm Türkiye’yi kasıp kavurmaya başladı. Dost düşman herkes “İsyan Marşımıza” hayran kalmıştı. Her yerde “İsyan Marşı” konuşuluyordu. Taraflı tarafsız herkes gelmiş geçmiş Türkiye’nin en iyi marşı olduğunu söylüyordu. Fenerbahçelisinden Karşıyakalısına, Bursasporlusundan Eyüp Sultanlısına kadar herkesin dilinde, herkesin cep telefonunun zil sesinde. Böyle mükemmel bir marşın fikir babası olarak ben, sözlerini yazan Oragnis, Comandante, Memet_35,KsT_SuC olmak üzere tüm YALI tayfası, Göztepe Tribünlerine böyle mükemmel bir marş armağan ettiğimiz için çok gururluyuz. Hep dediğimiz gibi Atatürk Stadında 60000 kişi “İsyan Marşımızı” söylemeden bize ölüm yok! Alayına İsyan Ölümüne Göztepe
Misal bunun için bir ara söylediğimiz karlı kayın ormanı çok uygun gibi..Onu biraz daha geliştirsek,şu son olaylara doğru da uyarlasak simge haline getirsek…Maçlardan önce atkıları açıp söylesek..Yeni sezona böyle girsek..
sözleri de on numara olması gerekiyor. Bizden önceki atalarımız böyle bir şey yapmamışlar bizden sonraki nesillere aktarmalıyız. Volkanın dediği gibi bu kötü günlerde yaparsak on numara olur. Yavaş yavaş deplasman içeride söylemeye başlarız. Göztepe’miz şöyle eski günleri döndüğü zaman (ama 10 yıl sonra ama bir yıl sonra bizim sayemizde o günlere dönecek) yine tribünlere tıklım tıklım doldurduğu zaman yine İzmir i deplasman yaptığı zaman.
Düşünün, hayal edin. Aynı 2–0 Galatasaray maçındaki gibi bütün kapalı + açık tribün ana baba kıs sevgili kardeş çoluk çocuk genci yaşlısı herkes ayakta. Atkılar açılmış hep bir ağızdan Göztepe Marşı Söyleniyor.
Yürüyoruz formalarla
Sayımız yüz binler oldu
Sarısıyla kırmızıyla
Kırmızın damarımda kan
Sensiz geçmesin bu yaşam
Senin için bütün kavgam
Doğdu Şanlı Göztepe’miz
Issız kuytu köşelerden
And olsun ki döneceğiz
Dalgalan Sarı Kırmızı
Acıların arasından
Haykıralım Göz Göz için
Son nefesi verir gibi
Şahadet getirir gibi